Askida_Videostill1.png

Şimdiyi ve sonrasını bambaşka kabullerle kurabilelim

Askıda, İz Öztat & Ann Antidote, 2019, UHD tek kanallı videodan (5’05’) sabit görüntü. Pi Artworks ve sanatçının izniyle.

Askıda, İz Öztat & Ann Antidote, 2019, UHD tek kanallı videodan (5’05’) sabit görüntü. Pi Artworks ve sanatçının izniyle.

 

Şimdiyi ve sonrasını bambaşka kabullerle kurabilelim


İz Öztat ile sohbet

Huo Rf

2 dakika okuma süresinde

Nasılsın İz?

Saklanmak, yavaşlamak, kıvrılmak istiyorum. Sen?

Çok düşünceliyim, gerçek bir sınavdan geçiyorum/z…

Bir süredir çok değer verdiğim sanatçıların işleriyle ilgili hikayeleri dinliyorum. Herkesin bir noktada kendi kişisel geçmişleriyle kurduğu bağı yakalamaya başladığımı fark ettim. Kendi geçmişime eğildim. Korkularımla yüzleşmeye çalışıyorum, başardıklarımı hatırlamaya, başarının ne olduğunu düşünmeye, neyin önemli ve değerli olduğunu kavramaya çalışıyorum. Çok temel konular, sebepler üzerinde dolaşıyorum yani, tamir etmeye çalışıyorum… 

Her şey su gibi olsa ne güzel olur…;

Huo Rf, Su, değişken ölçülerde kumaş üzerinde bakır levha, 2019.

Huo Rf, Su, değişken ölçülerde kumaş üzerinde bakır levha, 2019.

Son sergin Askıda üzerinden bugünü konuşabilir miyiz? Askıda olan, her şeyin havada olduğu, baskı altında bir dünya var şu an. Her açıdan.

Virüsün yağ tabakasından oluşan zarfını sabunla parçalamakla takıntılı olduğumuz günler geçirirken, öncesine uzak hissediyorum. Askıda, kamusal alandaki sınırları ve güç ilişkilerini özel alanda kurulan yakın temaslarla müzakere etmeye çalışan bir işti. Özneyi, derinin oluşturduğu sınıra dokunarak yapıyordu ve bozuyordu. Didier Anzieu’nun “Ya düşünce bir beyin meselesi olduğu kadar bir deri meselesiyse?” sorusuyla eyliyordum. Oysa şimdi, kamusal alan ve deri dediğimde bambaşka çağrışımları var. Salgından istifade ederek kamusal alana erişim iyice daraltılırken, görünmeyenin bulaşması endişesiyle deri, temasın tabu olduğu bir sınır haline geliyor. Bir yandan da, radikal olarak değişen koşullardan istifade ederek oluşturulan gözetim mekanizmaları sınır tanımıyor. Yuval Noah Harari’nin dediği gibi, salgının oluşturduğu olağanüstü koşullardan yararlanan devletlerin devreye sokmakta olduğu “deri altı gözetim”e taviz verilen bir noktaya sürükleniyoruz. 

Bir kısmımızın (buradaki “biz”in küresel ölçeğe işaret etmesi baş döndürücü) özel alanlarda izole olduğu, bu ayrıcalığın tanınmadığı emekçilerin risk altında çalışmaya devam ettiği, temel ihtiyaçlarını karşılayamayanların günden güne arttığı, tüketim alışkanlıklarımızın mecburen değiştiği, bedensel teması tabulaştıran ve tehdite dönüştüren şu anki durumda, şimdiyi ve sonrasını bambaşka kabullerle kurabilelim istiyorum. Mesela, virüs sayesinde canlı ve cansız arasındaki ayrım ve hiyerarşiyi aşsak, böylece güncel kapitalizm ve türümüz farklı davranabilse… Devam etmekte olan her şeyin durabileceğini, hiçbirinin vazgeçilmez olmadığını gördükçe büyüleniyorum ve bu farkındalıkla yeni bir gerçeklik inşa etme potansiyelinin ortaya çıkabileceğini umuyorum. Sonra sistemin, halihazırda gözetilen çıkarları koruyan alışkanlıklara meyledişini görüp hayal kırıklığına uğruyorum. 

İz Öztat, Nisan 2020 güncesinden, Suluboya ve mumlu pastel, sanatçının izniyle.

İz Öztat, Nisan 2020 güncesinden, Suluboya ve mumlu pastel, sanatçının izniyle.

Böyle bir dönemde, kendimize mental anlamda bakmak, etrafımıza bakmak ve görmek için zamanımız var. Fakat senin için üretmek söz konusu oluyor mu, olabiliyor mu? Süreci ve sonrasını kendi pratiğin ve deneyiminle ilişkili olarak nasıl görüyorsun?

Evden tam zamanlı çalışmaya devam etmekle birlikte, kalan zamanı kendi dünyamda geçirebilme lüksüm olduğunu, önceki cevaplarımdaki hayalperest ve sonra yere çakılan halimden anlayabiliyorsundur. Zaman olup bırakabildiğimde zihnimin ve elimin nereye gittiğini görebilmek çok sağaltıcı oluyor. Üretmek için değil de, alışkanlıkları ve konvansiyonları sorgulamak için bir imkâna dönüşsün istiyorum. Yaşadığımız dönüşümü ve kayıpları kavrayıp eyleyebilir hissettiğim yerlere varmaya çalışıyorum.

İz Öztat, Nisan 2020 güncesinden, Suluboya ve mumlu pastel, sanatçının izniyle.

İz Öztat, Nisan 2020 güncesinden, Suluboya ve mumlu pastel, sanatçının izniyle.

2020 neredeyse tüm sanatsal etkinliklerin ertelendiği, iptal edildiği bir yıl oluyor. Bu süreç benim gözlerimin önüne biraz 'hırs' kelimesini taşıyor mesela. Çok fazla hırs varmış ve sanki şu an fark ediyormuşum gibi geliyor. Senin gözüne batanlar, ihmal ettiklerin var mı, düşünce, özlem, duygun anlamında.

Kelime tercihlerin, Sevim Burak’ın Afrika Dansı’ndan sevdiğim bir cümleyi çağırdı, “Gözümde kurum var görmüyorum.” Arzularımızla yalnız kaldığımız için, gözümüzdeki kurumları (Türkçedeki çoğul anlamlarıyla) temizlemeye de mecbur kalacağımız bir zaman belki. İçinden geçtiğimiz durumu anladıkça, her tür pratiğimi de dönüştürebiliyor olmayı umuyorum. Dostlarımı özlüyorum.

İz Öztat, Nisan 2020 güncesinden, Suluboya ve mumlu pastel, sanatçının izniyle.

İz Öztat, Nisan 2020 güncesinden, Suluboya ve mumlu pastel, sanatçının izniyle.